- İngilizce Oyunlar Bölümünde İlkokul 2. ve 3. Sınıf Yayında ... - Kıymetli Öğretmenlerimiz; Konu anlatımlarını ve testleri akıllı tahta yardımıyla sınıflarınızda ücretsiz, güvenle ve zevkle kullanabilirsiniz ... - Konu anlatımlarımızı ve testlerimizi beğendiyseniz, Facebook ve Twitter'da arkadaşlarınıza duyurabilirsiniz ...

A lot of & a few & many & much & (only) a little (Quantifiers (Miktar Belirleyiciler)) ... 2

A lot of & a few & many & much & (only) a little (Quantifiers (Miktar Belirleyiciler)) ... 2


Birinci bölümde Quantifiers (Miktar Belirleyiciler)'den some (biraz; bir kaç) ve any (hiç)'i öğrenmiştik.
İkinci bölümde a lot of (pek çok (sayıda); çok (miktarda); a few (bir kaç); (only) a little (biraz; bir parça); many (çok); much (çok; epeyce), vb. ni göreceğiz.
A lot of (pek çok); olumlu cümlede çoğul (sayılabilen) isimden önce kullanılır. Örnekleri inceleyiniz.


There are a lot of different customs in different countries.
(Farklı ülkelerde farklı pek çok gelenekler vardır.)
I have got a lot of things to do. (Yapacak pek çok iş(ler) var.)
There are a lot of students in front of my school. (Okulumun önünde pek çok öğrenci var.)
I would like to eat a lot of fresh vegetables at lunch.
(Ben, öğle yemeğinde pek çok taze sebze(ler) yemek istiyorum.)
We have got a lot of bananas, but we haven't got many oranges on the table.
(Bizim pek çok muzumuz var, fakat masanın üzerinde çok portakal yok.)
We saw a lot of interesting things in the museum. (Biz, müzede pek çok ilginç objeler gördük.)

A lot of (çok (miktarda)): olumlu cümlede sayılamayan tekil isimden önce kullanılır. Örnekleri inceleyiniz.


She has got a lot of homework. (Onun çok miktarda ödevi var.)
He earns a lot of money every year. (O, her yıl çok miktarda para kazanır.)
There was a lot of rain last night. (Geçen gece çok yağmur vardı (yağdı).)
There is a lot of jam in the jar. (Kavanozda çok reçel var.)
I can't watch TV today, because I have a lot of homework.
(Ben, bugün televizyon seyretmem, çünki çok ödevim var.)
You always put a lot of sugar in your tea. (Sen, çayına daima çok (miktarda) şeker koyarsın.)

Many (çok (sayıda)): sayılabilen çoğul isimden önce olumsuz ve soru cümlesinde kullanılır. Örnekleri inceleyiniz.

There aren't many candles for the cake. (Kek için çok sayıda mum yok.)
Are there many DVDs in the drawer? (Çekmecede çok (sayıda) DVD var mı?)
Are there many olives in the fridge? (Buzdolabında çok (sayıda) zeytin var mı?)
I don't need many balloons and candles for the decoration.
(Benim dekorasyon için çok (sayıda) balon ve muma ihtiyacım yok.)
Do you eat many sandwiches at school? (Sen, okulda çok (sayıda) sandviç yer misin?)
I don't have many books in my school bag. (Okul çantamda çok (sayıda) kitap yok.)

Much (çok miktarda); sayılamayan tekil isimden önce olumsuz ve soru cümlesinde kullanılır. Örnekleri inceleyiniz.


Do you drink much milk at breakfast? (Kahvaltıda çok süt içer misin?)
There wasn't much rain last autumn. (Geçen sonbaharda fazla yağmur yoktu (yağmadı).)
We don't need much butter. (Bizim çok tereyağa ihtiyacımız yok.)
Be quick! You haven't got much time. (Çabuk ol! Senin çok zamanın yok.)
Has she got much perfume in the bottle? (Şişede çok parfümü var mı?)
She doesn't have much time to finish the test. (Onun testi bitirecek kadar çok zamanı yok.)

A few (bir kaç); sayılabilen çoğul isimden önce olumlu cümlede kullanılır. Örnekleri inceleyiniz.


I bought a few albums of Pink Floyd and Beatles yesterday.
(Ben, dün Pink Floyd ve Beatles'ın bir kaç albümünü satın aldım.)
There are a few days to study exams. (Sınavlara çalışmak için birkaç gün var.) 
They saw a few different kinds of birds at the seaside. (Onlar, sahilde birkaç değişik kuş türü gördü.)
I need a few potatoes and onions. (Benim birkaç patates ve soğana ihtiyacım var.)
She always eats a few slices of bread at breakfast. (O, daima kahvaltıda birkaç dilim ekmek yer.)
Hans should take a few books to read on his holiday. (Hans, tatilde okumak için birkaç kitap götürmeli.)

A little (biraz; azıcık); sayılmayan tekil isimden önce olumlu cümlede kullanılır. Örnekleri inceleyiniz.


Give the flowers a little water every day! (Her gün çiçeklere biraz su var!)
We have got a little money. (Bizim biraz paramız var.)
Sally speaks a little German. (Sally, biraz (azıcık) Almanca konuşur.)
There is a little jam in the jar. (Kavonozda azıcık reçel var.)
I have a little money in my purse. (Çantamda biraz (azıcık) para var.)
I have got a little time, but I can help you with your project.
(Biraz zamanım var, fakat sana projende yardım edebilirim.)

(Bu metnin her türlü yayın hakkı A. Hikmet İnce'ye aittir. Hiçbir şekilde alıntı yapılamaz ve başka bir yayında kullanılamaz. Aksi davranışta bulunanlar hakkında, hukuk büromuz her türlü yasal işlemi uygulayacaktır. Üçüncü kişilere duyurulur ...)

Bu İngilizce konu anlatımı 3,409 kez okundu.

Yorumlarınız

Hilal 18 March 2016 18:07

Biraz daha cümle lütfen some

Hilal 18 March 2016 18:04

Süperrrrrrrrrr

Hilal 18 March 2016 18:04

Bence cümleler harika

Yorumlarınızı buradan paylaşabilirsiniz

Konu anlatımı

İngilizce konu anlatımı Türkçe anlamlarıyla birlikte, örnek cümleler ile anlatılmaktadır.