- İngilizce Oyunlar Bölümünde İlkokul 2. ve 3. Sınıf Yayında ... - Kıymetli Öğretmenlerimiz; Konu anlatımlarını ve testleri akıllı tahta yardımıyla sınıflarınızda ücretsiz, güvenle ve zevkle kullanabilirsiniz ... - Konu anlatımlarımızı ve testlerimizi beğendiyseniz, Facebook ve Twitter'da arkadaşlarınıza duyurabilirsiniz ...

How much & How many (Ne kadar & Kaç tane) ...

How much & How many (Ne kadar & Kaç tane) ...

İngilizce’de isimler
countable (sayılabilir) ve uncountable (sayılamaz) olarak ikiye ayrılır. Önce, sayılabilir isimlerden bazılarını görelim: potato (patates), tomato (domates), orange (portakal), banana (muz), carrot (havuç), pumpkin (balkabağı), cucumber (salatalık), pear (armut), egg (yumurta), strawberry (çilek), leek (pırasa), melon (kavun), watermelon (karpuz), vb. …

Sayılamayan (uncountable) isimler ise sıvı, toz veya gaz halindeki nesnelerdir. Coffee (kahve), tea (çay), salt (tuz), ice-cream (dondurma), water (su), sugar (şeker), rice (pirinç), flour (un), butter (tereyağı), coke (kola), meat (et), mineral water (maden suyu), vb. ni örnek olarak sayabiliriz.

Sayılamayan isimlerin miktarı bir ambalaj veya ölçü birimi ile gösterilir. Örnekleri inceleyiniz. 

A bar of chocolate (bir kalıp çikolata), a cup of coffee (bir fincan kahve), a piece of cake (bir parça kek), a loaf of bread (bir somun ekmek), a bottle of milk (bir şişe süt), a glass of water (bir bardak su), a can of coke (bir kutu kola), a kilo of meat (bir kilo et), a kilo of lamb steaks (bir kilo kuzu bifteği), a sprig of parsley (bir demet maydonoz), a roll of toilet paper (bir rulo tuvalet kâğıdı), a slice of bread (bir dilim ekmek), a bowl of sugar (bir kâse şeker), a packet of butter (bir paket tereyağı), a cube of ice (bir kalıp buz)), a jug of water (bir sürahi su), a bunch of grapes (bir salkım üzüm), a packet of tea (bir paket çay), a small piece of chicken (küçük bir parça tavuk), a box of automatic washing powder (bir paket otomotik çamaşır yıkama tozu), a packet of tomato soup (bir paket domates çorbası), a packet of baby food (bir paket bebek yiyeceği (maması)), a pot of yoghurt (bir kâse yoğurt), a jar of honey (bir kavanoz bal), a tube of toothpaste (bir tüp diş macunu), a sprig of spinach (bir demet ıspanak), a bar of soup (bir kalıp sabun), a litre of milk (bir litre süt), a carton of juice (bir karton meyva suyu), a tin of peas (bir kutu bezelye), vb. gibi …

How many (kaç tane); sayılabilen nesnenin kaç tane olduğunu öğrenmemizi sağlar. How many'den sonra çoğul halde countable noun (sayılabilen isim) getirilir. Örnekleri inceleyiniz.

How many oranges have we got? (Bizim kaç tane portakalımız var?
We have got twelve oranges. (Bizim oniki tane portakalımız var.)
How many mistakes did you do on the English exam last week?
(Sen, geçen haftaki İngilizce sınavında kaç tane hata yaptın?)
I did ten mistakes on the English exam last week.
(Ben, geçen haftaki İngilizce sınavında on yanlış yaptım.)
How many cucumbers are there in the fridge? (Buzdolabında kaç tane salatalık var?)
There aren't any cucumbers in the fridge. (Buzdolabında hiç salatalık yok.)
How many apples are there in the basket? (Sepette kaç tane elma var?)
There are some apples in the basket. (Sepette bir kaç tane elma var.)
How many cups of tea do you drink every day? (Sen, her gün kaç fincan çay içersin?)
I drink three cups of tea every day. (Ben, her gün üç fincan çay içerim.)
How many grandchildren has he got? (Onun kaç tane torunu var?)
He has got four grandchildren. (Onun üç torunu var.)
How many hamburgers do you eat a day? (Sen, bir günde kaç tane hamburger yersin?)
I eat two hamburgers a day. (Ben, bir günde iki hamburger yerim.)
How many hours does Sally study every day? (Sally, her gün kaç saat ders çalışır?)
She studies four or five hours every day. (O, her gün dört veya beş saat ders çalışır.)
How many cans of juice do you drink every day? (Sen, her gün kaç kutu meyva suyu içersin?)
I drink seven cans of juice every day. (Ben, her gün yedi kutu meyva suyu içerim.)
How many photos did you take yesterday? (Sen, dün kaç tane fotoğraf çektin?)
I took seven photos yesterday. (Ben, dün yedi tane fotoğraf çektim.)
How many books do you read a month? (Sen, bir ayda kaç kitap okursun?)
I read six or seven books a month. (Ben, bir ayda altı veya yedi kitap okurum.)
How many friends did you invite for your party? (Sen, partine kaç arkadaş davet ettin?)
I invited twenty-nine friends for my party. (Ben, partime yirmidokuz arkadaş davet ettim?)
How many times a day do you brush your teeth? (Sen, bir günde kaç defa dişlerini fırçalarsın?)
I brush my teeth three times a day. (Ben, bir günde üç defa dişlerimi fırçalarım.)
How many books are there in your rucksack? (Sırt çantanda kaç tane kitap var?)
There are two books in my rucksack. (Sırt çantamda iki tane kitap var.)
How many brothers have you got? (Kaç tane erkek kardeşe sahipsin?)
I have got one brother. (Ben, bir erkek kardeşe sahibim.)
How many slices of bread do you eat at breakfast? (Sen, kahvaltıda kaç dilim ekmek yersin?)
I eat three slices of bread at breakfast. (Ben, kahvaltıda üç dilim ekmek yerim.)
How many students are there in your classroom? (Senin sınıfında kaç öğrenci var?)
There are twenty students in my classroom. (Benim sınıfımda yirmi öğrenci var.)
How many kilometers does she run every day? (O, her gün kaç kilometre koşar?)
She runs ten kilometers every day. (O, her gün on kilometre koşar.)
How many months are there in a year? (Bir yılda kaç ay vardır?)
There are twelve months in a year. (Bir yılda oniki ay vardır.)
How many bars of chocolate do you eat every day? (Sen, her gün kaç kalıp çikolata yersin?)
I eat a bar of chocolate every day. (Ben, her gün bir kalıp çikolata yerim.)
How much (ne kadar; kaça); uncountable (sayılamayan) nesnenin ne kadar olduğunu sorar. Cevap cümlesinde ambalaj veya bir ölçü birimi ile belirtilen miktar kullanılabilir. Örnekleri inceleyiniz.
How much flour is there in the chocolate cake? (Çikolatalı kekte ne kadar un var?)
There is a lot of flour in the chocolate cake. (Çikolatalı kekte çok un var.)
How much butter do you want? (Sen, ne kadar tereyağ istiyorsun?)
I want a packet of butter. (Ben, bir paket tereyağ istiyorum.)
How much bread does Suna eat at lunch? (Suna, öğle yemeğinde ne kadar ekmek yer?)
She eats some bread at lunch. (O, öğle yemeğinde biraz ekmek yer.)
How much sugar do you need? (Ne kadar şekere ihtiyacın var?)
I need a kilo of sugar. (Benim bir kilo şekere ihtiyacım var.)
How much cheese have we got? (Biz, ne kadar peynire sahibiz?)
We haven't got any cheese. (Biz, hiç peynire sahip değiliz. (Bizim hiç peynirimiz yok.))
How much milk do you put in the pan? (Sen, tavaya ne kadar süt koyarsın?)
I put a litre of milk in the pan. (Ben, tavaya bir litre süt koyarım.)
How much money have you got? (Senin ne kadar paran var?)
I haven't got any money. (Benim hiç param yok.)
How much milk do you drink every morning? (Sen, her sabah ne kadar süt içersin?)
I drink two glasses of milk every morning. (Ben, her sabah iki bardak süt içerim.)
How much fruit have you got with you? (Yanında ne kadar meyva var?)
I have got some grapes and an apple with me. (Yanımda biraz üzüm ve bir elma var.)
How much lettuce is there in the fridge? (Buz dolabında ne kadar marul var?)
There is some lettuce in the fridge. (Buz dolabında biraz marul var.)
How much beef is there in the fridge? (Buzdolabında ne kadar biftek var?)
There isn't any beef in the fridge. (Buzdolabında hiç biftek yok.)
How much sugar and how many oranges have you put on the table?
(Sen, masanın üzerine ne kadar şeker ve kaç tane portakal koydun?)
I have put some sugar and some oranges on the table.
(Ben, masanın üzerine biraz şeker ve birkaç portakal koydum.)
How much fruit have you bought for tonight? (Sen, bu akşam için ne kadar meyva aldın?)
I have bought four kilos of fruit for tonight. (Ben, bu gece için dört kilo meyva satın aldım.)
How much rice do you need? (Ne kadar pirince ihtiyacın var?)
I need a kilo of rice. (Bir kilo pirince ihtiyacım var.)
How much money do you want? (Ne kadar para istiyorsun?
I want a hundred Turkish liras. (Ben, yüz Türk lirası istiyorum.)
How much (ne kadar; kaça?); ile bir nesnenin fiyatını da sorup öğreniriz. Örnekleri inceleyiniz.
How much is that shirt? (Şu gömlek ne kadar (kaça)?)
It is £ 10. (O, on pounddur.)
How much is it? (O, kaça?)
It is € 2. (O, iki avrodur.)
How much are these oranges? (Bu portakallar kaça?)
They are five dollars. (Onlar, beş dolardır.)
How much is this t-shirt? (Bu tişört kaça?)
It is 5 Euros. (O, beş avrodur.)
How much is the red skirt? (Kırmızı etek kaça?)
It is only € 10 in cash. (O, peşin on avrodur.)

(Bu metnin her türlü yayın hakkı A. Hikmet İnce'ye aittir. Hiçbir şekilde alıntı yapılamaz ve başka bir yayında kullanılamaz. Aksi davranışta bulunanlar hakkında, hukuk büromuz her türlü yasal işlemi uygulayacaktır. Üçüncü kişilere duyurulur ...)

Bu İngilizce konu anlatımı 3,890 kez okundu.

Yorumlarınız

gülin A. 31 March 2016 21:59

güzel ama burada biraz gerekli ve gereksiz cümleler yer almış ...

sefa . 21 March 2016 21:34

DAHA NE OLSUN HARİKA

Emre Y. 6 January 2016 23:20

Bilgiler güzel ama yetersiz

damla k. 26 February 2015 08:18

güzellll yani beğendim

Yorumlarınızı buradan paylaşabilirsiniz

Konu anlatımı

İngilizce konu anlatımı Türkçe anlamlarıyla birlikte, örnek cümleler ile anlatılmaktadır.