- İngilizce Oyunlar Bölümünde İlkokul 2. ve 3. Sınıf Yayında ... - Kıymetli Öğretmenlerimiz; Konu anlatımlarını ve testleri akıllı tahta yardımıyla sınıflarınızda ücretsiz, güvenle ve zevkle kullanabilirsiniz ... - Konu anlatımlarımızı ve testlerimizi beğendiyseniz, Facebook ve Twitter'da arkadaşlarınıza duyurabilirsiniz ...

Ortaokul 7. Sınıf 10. Ünite (Amazing History) Konu Anlatımı

Amazing History (Şaşırtıcı Tarih) başlıklı bölümde, Türk ve dünya tarihindeki ilginç olayları ele alacağız. Yine bu ünitede when, while, after, but, first …. then gibi bağlaçları da öğreneceğiz. The Past Continuous Tense de öğreneceğimiz konular arasında bulunuyor. Hazırlık soruları ile başlayalım.

Are you interested in history?

(Tarihle ilgileniyor musun?)

Do you like reading books about history?

(Tarihle ilgili kitaplar okumayı sever misin?)

What do you learn in history classes?

(Tarih derslerinde ne öğreniyorsun?)

What is the most important event in the Turkish history?

(Türk tarihinde en önemli olay nedir?)

When was Mustafa Kemal Atatürk born?

(Mustafa Kemal Atatürk ne zaman doğdu?)

When did Atatürk establish Republic of Turkey?

(Atatürk, Türkiye Cumhuriyeti’ni ne zaman kurdu?)

What was the first capital city of the Ottomans?

(Osmanlı İmparatorluğu’nun ilk başkenti neresiydi?)

Who conquered İstanbul?

(İstanbul’u kim fethetti?)

When was Fatih Sultan Mehmet born?

(Fatih Sultan Mehmet ne zaman doğdu?)

What are the important events in history?

(Tarihteki önemli olaylar nelerdir?)

Which city is the most important in history?

(Hangi şehir tarihte en önemlidir?)

When did the Battle of Kosova take place?

(Kosova Savaşı nerede yapıldı?)

Who was Hezarfen Ahmet Çelebi?

(Hezarfen Ahmet Çelebi kimdi?)

In which century did Hezarfen Çelebi live?

(Hezarfen Ahmet Çelebi hangi yüzyılda yaşadı?)

When did people build the Great Wall?

(İnsanlar Büyük Duvarı (Çin Seddi)ni ne zaman inşa ettiler?)

What wonders are there inside the pyramids?

(Piramitlerde ne tür mucizeler vardır?)

What is the largest and the oldest pyramid?

(En büyük ve en eski piramit hangisidir?)

Who did the Egyptians build the pyramids for?

(Mısırlılar, piramitleri kimin için inşa ettiler?)

How did people build those huge stone monuments?

(İnsanlar, bu büyük taş anıtları nasıl inşa ettiler?)

How many pyramids are there in Egypt?

(Mısır’da kaç tane piramit var?)

Why did the thieves get into the pyramids?

(Hırsızlar piramitlere niçin girerler?)

Who was the poet of the Turkish National Anthem?

(Türk millî marşının şairi kimdi?)

Who composed the Turkish National Anthem?

(Türk Millî Marşı’nı kim besteledi?)

When did Ankara become the capital city of Turkey?

(Ankara ne zaman Türkiye’nin başkenti oldu?)

Who was the first woman pilot in Turkey?

(Türkiye’de ilk kadın pilot kimdi?)

Who was the first President of Turkey?

(Türkiye’nin ilk cumhurbaşkanı kimdi?)

Who was the second President of Turkey?

(Türkiye’nin ikinci cumhurbaşkanı kimdi?)


Şimdi de örnek cümleleri görelim.

Fatih Sultan Mehmet was born in Edirne on March 29, 1432.

(Fatih Sultan Mehmet, Edirne’de 29 Mart 1423’de doğdu.)

He was the son of Murat 2 and Huma Hatun.

(İkinci Murat ve Huma Hatun’un oğluydu.)

He became the Emperor of the Ottoman Empire in 1452.

(1452’de Osmanlı İmparatorluğunun hükümdarı oldu.)

He built the Rumeli Fortress opposite the Anadolu Fortress.

(Anadolu Hisarı’nın karşısına Rumeli Hisarı inşa etti.)

Hezarfen Ahmet Çelebi was the first person to fly.

(Hezarfen Ahmet Çelebi uçan ilk insandı.)

Hezarfen was born in İstanbul in 1609.

(Hezarfen, 1609’da İstanbul’da doğdu.)

Hezarfen studied on Leonardo Da Vinci’s drawings.

(Hezarfen Leonardo Da Vinci'nin çizimleri üzerine çalıştı.)

Hezarfen went across the Bosphorus by flying.

(Hezarfen uçarak boğazı geçti.)

Hezarfen died Algeria at a young age.

(Hezarfen genç yaşta Cezayir’de öldü.)

Turkish soldiers fought for their country in Gallipoli.

(Türk askerleri, Gelibolu’da ülkeleri için savaştılar.)

Turkish army won the battle.

(Türk ordusu savaşı kazandı.)

Allies were British and French armies.

(Müttefikler, İngiliz ve Fransız ordularıydı.)

The soldiers from New Zealand and Australia were in the British army.

(İngiliz ordusunda, Yeni Zelandalı ve Avustralyalı askerler vardı.)

Anzacs were from New Zealand and Australia.

(Anzaklar, Yeni Zelanda ve Avustralyalıydılar.)

The Turkish commanders and soldiers were ready to die for their country.

(Türk komutanlar ve askerleri, ülkeleri için ölmeye hazırdı.)

Turkish Arm won the battle, because Mustafa Kemal and his soldiers were brave.

(Türk Ordusu savaşı kazandı, çünki Mustafa Kemal ve askerleri cesurdu.)

The Battle of Gallipoli lasted for two years.

(Çanakkale Savaşı iki yıl sürdü.)

People built the pyramids for their pharaohs.

(İnsanlar, piramitleri firavunları için inşa ettiler.)

They buried their pharaohs into those pyramids.

(Onlar, piramitlere firavunlarını gömdüler.)

Each Egyptian pyramid is a tomb.

(Her piramit bir mezardır.)

People are interested in the mystery of pyramids for many years.

(İnsanlar uzun yıllar boyunca piramitlerin sır(lar)ına ilgi duydular.)

The most famous pyramids are Keops, Kefren and Mikerinos.

(Keops, Kefren ve Mikerinos en ünlü (tanınmış) piramitlerdir.)

Keops is the largest and oldest of pyramids.

(Keops, piramitlerin en büyüğü ve eskisidir.)

People worked about twenty-five years to build the pyramids.

(İnsanlar piramitlerin inşası için yirmibeş yıl çalıştılar.)

Thieves got into the pyramids to steal the jewels.

(Hırsızlar, mücevherleri çalmak için piramitlere girdiler.)

There are more than 80 other pyramids in Egypt.

(Mısır’da seksenden fazla başka piramit vardır.)

Hiram Bingham was an American Explorer and he discovered Machu Micchu in 1911.

(Hiram Bingham, Amerikalı bir kaşifti ve Machu Micchu (şehrini) 1911 yılında keşfetti.)

People probably built Machu Picchu in 1400s.

(İnsanlar, Machu Picchu şehrini 1400lü yıllarda inşa ettiler.)

The Great Wall of China is one of the most significant attractions in the world.

(Çin Seddi, dünyanın en önemli yerlerinden biridir.)

Chinese people built the Great Wall to the northern borders.

(Çinliler, kuzey sınırlarına Çin Seddi’ni yaptılar.)

The Viking people came from Denmark, Norway and Sweden.

(Vikingler; Danimarka, Norveç ve İsveç’ten geldiler.)

Jorvik was the important town in Viking Britain.

(Jorvik, Viking İngilteresinin en önemli şehriydi.)

Vikings were mostly farmers, craftsmen or trades.

(Vikingler çoğunlukla çiftçi, esnaf ve tüccardı.)

Most Viking men were great travellers.

(Vikinglerin çoğu büyük seyyahlardı.)

They sailed all over Europe and the North Atlantic Ocean by their ships.

(Onlar, bütün Avrupanın çevresini ve kuzey Atlantik’i gemileriyle dolaştılar.)

When I saw a UFO in the sky, I was afraid.

(Gökyüzünde bir UFO gördüm, korktum.)

When Anne watched starts, she saw a UFO.

(Anne, yıldızları seyrettiğinde, bir UFO gördü.)

People saw a monster in Lake Van.

(İnsanlar Van Gölü’nde bir canavar gördüler.)

Vesuvius was a volcano near Pompeii.

(Vezüv, Pompei (şehri) yakınında bir yanardağdı.)

Pompeii was an ancient city in Italy.

(Pompei, İtalya’da tarihi bir şehirdi.)

Vesuvius erupted like a palm tree.

(Vezüv bir palmiye ağacı gibi patladı.)

Troy was a strong city with powerful walls.

(Truva, sağlam duvar (sur)larla çevrili güçlü bir şehirdi.)

The Trojan War lasted ten years.

(Truva savaşı on yıl sürdü.)

One day Paris saw a beautiful woman, Helen and he fell in love with her.

(Bir gün, Paris güzel bir kadın, Helen’i gördü ve ona aşık oldu.)

The Spartans built a wooden horse and filled it with warriors.

(Spartalılar bir tahta at yaptılar ve askerleri içine doldurdular.)

The Spartans captured Troy with the help of the warriors in the wooden horse.

(Spartalılar ağaç atın içindeki savaşçıların yardımıyla Truva’yı ele geçirdiler.)

Atlantis was an island in the Atlantic Ocean.

(Atlantis, Atlantik Okyanusu’nda bir adaydı.)


The Past Continuous Tense (Şimdiki Zamanın Hikâyesi), geçmişte belli bir süre devam eden eylemleri anlatır.
Bobo was studying Maths.
(Bobo, matematik çalışıyordu.)
They were building a dam last year.
(Onlar geçen yıl bir baraj inşa ediyorlardı.)
I was posting the letters yesterday afternoon.
(Dün öğleden sonra mektupları postalıyordum.)
Roby was flying yesterday morning.
(Roby dün sabah uçuyordu.)
We were going on a holiday yesterday.
(Dün tatile gidiyorduk.)
You were coughing last week.
(Sen geçen hafta öksürüyordun.)

Fiil sonuna -ing eki alır.
Sonu e ile biten fiiller ek alırken bu harf düşer: Come coming, live living olur. Sonunda iki e bulunan fiiller bu kurala uymaz. See seing, agree agreeing olur. Son iki harfi ie olan fiilerde, bu harfler yerine y getirilir. Lie lying, die dying olur. Run, travel, begin, sit gibi fiiler - ing eki alırken sonlarındaki sessiz harf bir defa daha yazılır. Running, travelling, beginning, sitting gibi...
İki yardımcı fiili was ve were’dür. Was; I, he, she, it ile, were; you, we, you ve they ile kullanılır.

Olumsuz yapıda was not wasn’t, were not weren’t şeklinde kısa yazılır. Bu durum eylemin yapılmadığını gösterir.
Tim wasn’t crying yesterday morning.
(Tim dün sabah ağlamıyordu.)
I wasn’t visiting my grandpa last Sunday.
(Geçen pazar büyükbabamı ziyaret etmiyordum.)
Musa wasn’t playing the piano yesterday evening.
(Musa dün akşam piyano çalmıyordu.)

Cümle was veya were ile başlıyorsa soru halindedir.
Was she staring at me?
(O bana bakıyor muydu?)
Were you guiding the tourists?
(Turistlere rehberlik yapıyor muydun?)
Were they having good time?
(İyi vakit geçiriyor muydular?)

Bu zamanda en çok kullanılan bazı zaman zarfları şunlardır: Yesterday (dün), yesterday morning (dün sabah), last week (geçen hafta), last month (geçen ay), last year (geçen yıl) ...


Şimdi de bağlaç kullanılan cümle yapılarını görelim:

When; iki cümle arasında bağlantı kurar ve  - diği zaman, - diğinde anlamında kullanılır. Aynı anda yapılan iki farklı eylem arasında bağlantı kurmaya yarar. Örnekleri inceleyiniz.

Suna will phone me when she goes her home.

(Suna eve gittiği zaman, bana telefon edecek.)

You will be happy when your aunt comes.

(Teyzen gelince sevineceksin.)

When it is ready, she will give it to me.

(Hazır olduğu zaman, onu bana verecek.)

You will go to bed when your mother comes.

(Annen gelince, yatmaya gideceksin.)

They will play volleyball when the rain stops.

(Yağmur durunca, voleybol oynayacaklar.)

Hans will send me a postcard when he goes on holiday.

(Hans tatile gidince bana bir kartpostal yollayacak.)

When I met Suna after long years, I hugged her.

(Yıllar sonra Suna ile karşıtığımda, ona sarıldım.)

When the postman came, I was eating a toast.

(Postacı geldiği zaman, bir tost yiyordum.)

Suna was drinking tea when the bell rang.

(Zil çaldığında, Suna çay içiyordu.)

When Hasan broke his leg, he was skating.

(Hasan bacağını kırdığı zaman, kayıyordu.)

You were sleeping on the chair when you fell down.

(Düştüğün zaman, sandalyede uyuyordun.)

When my boat sank, I was catching fish.

(Kayığım devrildiğinde, balık yakalıyordum.)

Kemal was in the hospital when the earthquake happened.

(Deprem olduğunda, Kemal hastanedeydi.)

Hakan started to run when he saw the big dog.

(Hakan büyük köpeği gördüğü zaman, koşmaya başladı.)

I heard a noise when I was in bed.

(Yataktayken, bir gürültü duydum.)


While; - iken anlamındadır. Aynı anda devam eden iki farklı eylemi veya biri bitmiş, diğeri devam eden eylemi anlatırken kullanılır. Örnekleri inceleyiniz.

You can watch Sally while she is dancing.

(Dans ederken, Sally’i seyredebilirsin.)

Sue is using your computer while you are watching TV.

(Sen televizyon seyrederken, Sue bilgisayarını kullanıyordu.)

Jack is reading a newspaper while Tim is sleeping in his room.

(Tim odasında uyuyorken, Jack gazete okuyordu.)

What is your brother doing while you are having breakfast?

(Sen kahvaltı yaparken, erkek kardeşin ne yapıyordu?)

While I was having a bath, the water went out.

(Banyo yaparken, sular kesildi.)

Aysu bit her tongue while she was chewing gum.

(Aysu sakız çiğnerken, dilini ısırdı.)

While it was raining, they woke up.

(Yağmur yağarken, onlar uyandılar.)

The police found Alice while she was crying.

(Alis ağlıyorken, polis onu buldu.)

Her mother phoned Suna while she was playing with her toys.

(Suna oyuncaklarıyla oynarken, annesi ona telefon etti.)

Your father waved to you while you were getting on the bus.

(Sen otobüse binerken, baban sana el salladı.)

While I was getting off the bus, I saw an accident.

(Otobüsten inerken, kazayı gördüm.)


After; birbirini izleyen iki eylemi anlatırken bağlaç olarak kullanılır; sonra anlamındadır. Örnekleri inceleyiniz.

I went to bed after I brushed my teeth.

(Dişlerimi yıkadıktan sonra, yatağa gittim.)

The lights went off after he did his homework.

(Ödevlerini yaptıktan sonra, ışıklar gitti.)

She went to school by bus after she wore her school uniform.

(Okul önlüğünü giydikten sonra, okula otobüsle gitti.)

It began to snow after the teacher came in the classroom.

(Öğretmen sınıfa girdikten sonra, kar yağmaya başladı.)

Suna will call me after she finishes the meeting.

(Suna toplantıyı bitirdikten sonra, bana telefon edecek.)

You took a bath after you did your exercises.

(Egzersizlerini yaptıktan sonra. duş aldın.)

Your mother ironed the clothes after she washed them.

(Annen çamaşırları yıkadıktan sonra, onları ütüledi.)

Your father went to work after he had his breakfast.

(Baban kahvaltısını yaptıktan sonra, işe gitti.)


But; iki eylem arasındaki zıtlığı anlatmada kullanılır. Örnekleri inceleyiniz.

It was snowy yesterday, but it is sunny now.

(Dün hava karlıydı, fakat şimdi güneşli.)

We always eat meat on Saturday, but we ate vegetables last Saturday.

(Biz daima cumartesi günü et yeriz, fakat geçen cumartesi sebze yedik.)

It always rains here in April, but last April it didn’t rain.

(Nisanda burada daima yağmur yağar, fakat geçen nisanda yağmur yağmadı.)

You usually travel by train, but last week you travelled by plane.

(Sen genellikle trenle yolculuk edersin, fakat geçen hafta uçakla seyahat ettin.)

They always go to school on foot, but yesterday they went to school by car.

(Onlar daima okula yürüyerek giderler, fakat dün okula otomobille gittiler.)

Your brother usually drinks milk at breakfast, but he drank tea yesterday.

(Erkek kardeşin genellikle kahvaltıda süt içer fakat dün çay içti.)

I always get good marks in the exams, but yesterday I got bad marks.

(Ben sınavlarda daima iyi notlar alırım, fakat dün kötü notlar aldım.)

The hunter climbed up the tree, but the bird flew away.

(Avcı ağaca tırmandı, fakat kuş uçup gitti.)

I was interested in pop music, but now I like rock music more.

(Pop müzikle ilgilendim, fakat şimdi rock müzik seviyorum.)


First; önce yapılan eylemi; then ise sonraki eylemi anlatmada kullanılır.

First you had a big breakfast, then you went to work.

(Önce iyi bir kahvaltı yaptın, sonra işe gittin.)

First Suna came to her home, then she did her homework.

(Suna önce evine geldi, sonra ödevini yaptı.)

First the children played football, then they swam in the pool.

(Çocuklar önce futbol oynadılar, sonra havuzda yüzdüler.)

First your mother washed the clothes, then she ironed them.

(Annen önce çamaşırları yıkadı, sonra onları ütüledi.)

First my father read a newspaper, then he watched TV.

(Baban önce bir gazete okudu, sonra televizyon seyretti.)

First David did his homework, then he played chess with one of his friends.

(David önce ödevini yaptı, sonra arkadaşlarından biri ile satranç oynadı.)

First Leyla did the shopping, then she came back.

(Leyla önce alış veriş yaptı, sonra geri döndü.)

First you had an accident, then you phoned the police.

(Sen önce kaza yaptın, sonra polise telefon ettin.)


(Bu metnin her türlü yayın hakkı A. Hikmet İnce’ye aittir. Hiçbir şekilde alıntı yapılamaz ve başka bir yayında kullanılamaz. Aksi davranışta bulunanlar hakkında, hukuk büromuz her türlü yasal işlemi uygulayacaktır. Üçüncü kişilere duyurulur ...)


Bu İngilizce konu anlatımı 10,576 kez okundu.

Yorumlarınız

gizli 30 April 2016 14:53

bu site sayesinde ingilizcem daha iyi oldu umarım sınavdan 100 alırım

Emir A. 4 May 2015 22:47

Harika bir site ! bütün ingilizce ile alakalı kuralları vs nasıl cümle kurabileceğimizi bu siteden öğrenıyorum hanı bilgi altından daha değerlidir derler ya sizde aynen öylesiniz :)

Göksel Ö. 26 April 2015 18:15

Yararlı. İngilizce bilgimin yarısı bu siteden.

Yorumlarınızı buradan paylaşabilirsiniz

Konu anlatımı

İngilizce konu anlatımı Türkçe anlamlarıyla birlikte, örnek cümleler ile anlatılmaktadır.