- İngilizce Oyunlar Bölümünde İlkokul 2. ve 3. Sınıf Yayında ... - Kıymetli Öğretmenlerimiz; Konu anlatımlarını ve testleri akıllı tahta yardımıyla sınıflarınızda ücretsiz, güvenle ve zevkle kullanabilirsiniz ... - Konu anlatımlarımızı ve testlerimizi beğendiyseniz, Facebook ve Twitter'da arkadaşlarınıza duyurabilirsiniz ...

Ortaokul 7. Sınıf 9. Ünite (Tales and Legends) Konu Anlatımı

Tales and Legends (Masallar ve Destanlar) bölümünde, the simple past tense (di’li geçmiş zaman)ın anlatımına devam ediyoruz. Önce giriş sorularını öğrenelim:

What do you know about tales and legends?

(Hikâyeler ve destanlar hakkında ne biliyorsun?)

What are the famous folk tales in your country?

(Ülkenizdeki en ünlü halk masalları nelerdir?)

Do you like reading folk tales? (Masal okumayı sever misin?)

Who tells tales in your family? (Ailende kim masal anlatır?)

What is your favourite tale? (En sevdiğin masal nedir?)

Can you tell a tale to your friends? (Arkadaşlarına masal anlatabilir misin?)

Do folk tales have authors? (Masalların yazarları var mıdır?)

How do you know old stories? (Eski masalları nasıl biliyoruz?)

Where was Nasreddin Hodja born? (Nasrettin Hoca nerede doğdu?)

When did Nasreddin Hodja die? (Nasrettin Hoca ne zaman öldü?)

Did you read The Little Prince? (Küçük Prens’i okudun mu?)

Did you read any tales last semester? (Geçen dönem hiç masal okudun mu?)

Who wanted to put the prince into the prison? (Kim, prensi hapisaneye tıkmak istedi?)

Did you find a big diamond or a golden medal?

(Büyük bir elmas veya altın bir madalya buldun mu?)

What did the king do the diamond? (Kral, elması ne yaptı?)


Hazırlık sorularını tamamladıktan sonra, ünitenin konusuna uygun örnek cümleleri görelim:

Tales and legends are old stories.

(Masallar ve destanlar, eski hikâyelerdir.)

Tales are stories about animals, peoples, giants and monsters.

(Masallar; hayvanlar, milletler, devler ve canavarlar hakkındaki anlatılardır.)

Legends tell us about traditions and history.

(Destanlar; bize gelenekleri ve tarihi anlatırlar.)

Dede Korkut was the father of Turkish legends.

(Dede Korkut; Türk destanlarının babasıydı.)

Dede Korkut told folk tales and legends to a lot of people.

(Dede Korkut;  pek çok insana halk masallarını ve destanları anlattı.)

Dede Korkut played ‘Kopuz’ an old Turkish musical instrument.

(Dede Korkut; eski bir Türk mizik aleti olan kopuz çaldı.)

First people wrote stories on rocks.

(İlk insanlar hikâyeleri kayaların üzerine yazdılar.)

There are usually lessons in Nasreddin Hodja’s stories.

(Nasrettin Hoca’nın hikâyelerinde genellikle öğütler vardır.)

Nasreddin Hodja was born in Hortu village near Sivrihisar.

(Nasrettin Hoca; Sivrihisar yakınlarındaki Hortu köyünde doğdu.)

Nasreddin Hodja was a wise man and a philosopher.

(Nasrettin Hoca; akıllı bir adam ve filozoftu.)

Hercules was a hero and he was the strongest man of the world.

(Herkül; bir kahraman ve dünyanın en kuvvetli adamıydı.)

Prince lived in a big palace for a long time.

(Prens; uzun bir süre büyük bir sarayda yaşadı.)

The prince wanted to choose the most beautiful girl to marry.

(Prens; evleneceği en güzel kızı seçmek istedi.)

Aladdin flew on a magic carpet above the clouds.

(Alaaddin; sihirli bir halıyla bulutların üzerinde uçtu.)

Rapunzel is a very famous tale. (Rapunzel; çok ünlü bir masaldır.)

The witch turned the prince into a frog.

(Cadı, prensi bir kurbağaya çevirdi.)

The princess kissed the frog and the frog turned into a prince.

(Prenses kurbağayı öptü ve kurbağa prense dönüştü.)

Snow White ate a red apple. (Pamuk Prenses kırmızı bir elma yedi.)

Aladdin found a magic lamp. (Alaattin; sihirli bir lamba buldu.)

Cindrella lived with her cruel step mother.

(Sinderella; zalim üvey annesi ile birlikte yaşadı.)

Cindrella cleaned, washed and cooked all the time.

(Sinderella; her zaman temizlik yaptı, bulaşık yıkadı ve yemek pişirdi.)


Geçmiş zamanda – mesela, dün, geçen ay, geçen hafta, vb. gibi – belirli bir zamanda yapılan eylem(ler)i anlatmayı öğrenmiştik. The simple past tense (di’li geçmiş zaman)a devam ediyoruz. Olumlu düz cümle; özne ile başlar ve fiilin ikinci hâli (Verb2) ile kurulur. Örnekleri inceleyelim:

I saw a white horse yesterday. (Dün beyaz bir at gördüm.)

She bought a car last year. (Geçen yıl bir otomobil satın aldı.)

Hikmet flew to London last week. (Hikmet, geçen hafta Londra'ya uçtu.)

Julia got up at eleven yesterday. (Julia, dün on birde kalktı.)

You ate a hot dog yesterday. (Dün sosisli sandviç yedin.)

Hakan drank two glasses of milk at breakfast.

(Hakan; kahvaltıda iki bardak süt içti.)

Aysu sent a present to her boy friend to Ramadan Festival.

(Aysu; Ramazan Bayramı’nda erkek arkadaşına bir hediye gönderdi.)

Robert lost his passport in Paris two years ago.

(Robert; Paris’te iki yıl önce  pasaportunu düşürdü.)

Okan brought his guitar. (Okan, gitarını getirdi.)

We ate our sandwiches at breakfast. (Kahvaltıda sandviçlerimizi yedik.)

Your father and mother got married twenty years ago.

(Baban ve annen yirmi yıl önce evlendi.)

They had two English lessons yesterday.

(Dün iki saat İngilizce dersleri vardı.)

Sait Faik Abasıyanık wrote a lot of stories.

(Sait Faik Abasıyanık pek çok hikâye yazdı.)

Suna read a story about Dedem Korkut at home last Sunday.

(Suna; geçen pazar günü evde Dedem Korkut hakkında bir hikâye okudu.)

My elder brother broke the window last Tuesday.

(Ağabeyim geçen salı bir pencere camını kırdı.)

Suna gave a bunch of flowers to her mother.

(Suna, annesine bir buket çiçek verdi.)

Your cell phone rang an hour ago.

(Bir saat önce cep telefonunun zili çaldı.)

The ugly witch gave a red apple to Snow White.

(Çirkin büyücü, Pamuk Prenses’e kırmızı bir elma verdi.)

Old woman gave him some pepper and some salt.

(Yaşlı kadın, ona biraz biber ve tuz verdi.)

You studied hard for the exam. (Sınav için çok çalıştın.)

His wife called their son. (Eşi (karısı), oğullarına telefon etti.)

She helped poor people. (Fakir insanlara yardım etti.)

I jumped in my bed last night. (Geçen gece yatağımın içine zıpladım.)

You surfed on the Internet. (İnternette sörf yaptın.)


Yardımcı fiil did, olumsuzluk eki not ile did + not = didn’t şeklinde birleşik yazılırlar. Bu yapı, cümleyi olumsuz yapar; verb (fiil) yalın haldedir.

I didn’t go to a disco yesterday night. (Dün gece diskoya gitmedim.)

They didn’t have fun with their friends at the party.

(Partide arkadaşlarıyla eğlenmediler.)

You didn’t made any mistakes in the exam. (Sınavda hiç hata yapmadın.)

We didn’t spend all of our honey last week.

(Geçen hafta bütün paramızı harcamadık.)

You didn’t hear your father’s accident.

(Babanın kazasını duymadın.)

Suna didn’t ride her bicycle this yesterday morning.

(Suna dün sabah bisikletine binmedi.)

You didn’t set the alarm clock yesterday evening.

(Dün gece çalar saati kurmadın.)

My family didn’t go on a holiday last year.

(Ailem geçen yıl tatile gitmedi.)

You didn’t eat any bread and eggs at breakfast.

(Kahvaltıda hiç ekmek ve yumurta yemedin.)

Your football team didn’t lose the match last week.

(Futbol takımınız geçen hafta maç kaybetmedi.)

Ahmet didn’t celebrate his birthday this year.

(Ahmet, bu yıl doğum gününü kutlamadı.)

Our teacher didn’t check our homework yesterday.

(Öğretmenimiz ödevlerimizi kontrol etmedi.)

My father didn’t watch the news on TV last weekend.

(Babam geçen hafta sonu televizyonda haberleri izlemedi.)


Cümle; did ile başlıyorsa, soru halindedir; verb (fiil) yalın haldedir.

Did you like the story? (Hikâyeyi beğendin mi?)

Did your mother change her hair style? (Annen saç şeklini değiştirdi mi?)

Did you wake up late yesterday morning? (Dün sabah geç mi uyandın?)

Did Sally read a romantic story yesterday? (Sally dün duygusal hikâye okudu mu?)

Did the students get on the school bus? (Öğrenciler okul (servis) otobüsüne bindiler mi?)

Did your father drink much coffee yesterday morning?

(Baban dün sabah çok kahve içti mi?)

Did Hakan buy a dress for Naciye yesterday afternoon?

(Hakan dün öğleden sonra Naciye için bir elbise satın aldı mı?)

Did you find a wallet on the street? (Caddede bir cüzdan buldun mu?)

Did the teacher read us a story yesterday?

(Öğretmen dün bize bir hikâye okudu mu?)

Did you take a quiz last month? (Geçen ay bir sınava girdin mi?)

Did they sleep well last night? (Geçen geçe iyi uyudular mı?)

Did you eat a toast or a hamburger at breakfast?

(Kahvaltıda tost mu yoksa hamburger mi yedin?)


Question words (soru kelimeleri) ile yapılan soruları da görelim:

What did you see there? (Orada ne gördün?)

What did you eat at breakfast? (Kahvaltıda ne yedin?)

What did you do in your free time? (Boş zamanında ne yaptın?)

What did you do in your summer holiday? (Yaz tatilinde ne yaptın?)

What time did the plane take off? (Uçak ne zaman havalandı?)

Where did you go last weekend? (Geçen hafta sonu nereye gittin?)

Where did you learn German? (Nerede Almanca öğrendin?)

Where did you stay? (Nerede kaldın?)

How did you go to school? (Okula nasıl gittin?)

How did you travel? (Nasıl yolculuk yaptınız?)

How many books did you read last month? (Geçen ay kaç tane kitap okudun?)

How many problems did you solve in the exam?

(Sınavda kaç tane problem çözdün?)

How long did they stay there? (Ne kadar süre orada kaldın?)

Why did you ask many questions? (Niçin pek çok soru sordun?)

Why did you arrive to work late last morning? (Geçen sabah niçin işe geç gittin?)

Why did they go to the beach? (Neden plaja gittiler?)

Why did you have a little nap? (Niçin birazcık kestirdin (uyudun)?)

Who called me a few minutes ago?

(Birkaç dakika önce beni kim (telefonla) aradı?)

Who knocked at the old woman’s door? (Kim, yaşlı kadının kapısını çaldı?)

Who cleaned the house? (Evi kim temizledi?)

Who visited you at your home last Saturday? 

(Geçen cumartesi seni evde kim ziyaret etti?)

When did the bus arrive in İstanbul? (Otobüs İstanbul’a ne zaman geldi?)

When did your family return? (Ailen ne zaman döndü?)

Which year was it two years ago? (İki yıl önce hangi yıldı?)


So; sonuç bildiren, koordine eden bağlaçtır.

They studied English very much, so they passed their exam.

(Çok İngilizce çalıştılar, bundan dolayı sınavlarını geçtiler.)

You had a headache, so you went to the hospital.

(Başağrın vardı, bundan dolayı hastaneye gittin.)

Your parents missed the train, so they took a taxi yesterday.

(Ailen treni kaçırdı, bundan dolayı dün bir taksiye bindiler.)

It was rainy yesterday, so I stayed at home and read a magazine.

(Dün hava yağmurluydu, bundan dolayı evde kaldım ve dergi okudum.)

Sally liked wearing jeans, so she bought two pairs of them.

(Suna pantolon giymedi sevdi, bundan dolayı iki pantolon satın aldı.)

She studied English exam very hard, so she took a good grade from the exam.

(İngilizce sınavına çok çalıştı, bundan dolayı sınavdan iyi bir not aldı.)


Because;  sebep bildirir.

We went into a fast food shop, because we were hungry.

(Bir fast food dükkânı gittik, çünki açtık.)

You broke your left arm, because you fell down the tree.

(Sol kolunu kırdın, çünki ağaçtan düştün.)

Our English teacher was very angry, because we didn’t study English last week.

(İngilizce öğretmenimiz çok kızdı, çünkü geçen hafta İngilizce çalışmadık.)

He didn’t knock at the door, because the door was open.

(Kapıyı çalmadı, çünkü kapı açıktı.)

I went to the bed early yesterday, because I was very tired.

(Dün erkenden yatmaya gittim, çünki çok yorgundum.)

Hakan became so happy, because he passed all the exams.

(Hakan çok mutlu oldu, çünki bütün sınavlardan geçti.)


But; zıtlık belirtir.

John ran after the school bus, but he didn’t catch it.

(John okul otobüsünün arkasından koştu, fakat yakalayamadı (yetişemedi).)

I saw a lot of wild animals at the zoo, but I didn’t feed them.

(Hayvanat bahçesinde pek çok hayvan gördüm, fakat onları beslemedim.)

You visited your parents yesterday, but they weren’t at home.

(Dün aileni ziyaret ettin, fakat onlar evde değildi.)

Suna flew to Bordum, but Tuna went there by bus.

(Suna Bordum’a uçtu (uçakla gitti), ama Tuna oraya otobüsle gitti.)


Then; paralel ve hemen sonra yapılan eylemi gösterir.

We ate fish at the restaurant, then we went to our home.

(Lokantada balık yedik, sonra evimize gittik.)

Suna became a dentist, then she started to work in a hospital.

(Suna diş doktoru oldu, sonra bir hastanede çalışmaya başladı.)

Sally lost her car’s key, then she took a taxi to come her home back.

(Sally arabasının anahtarını kaybetti, sonra evine dönmek için bir taksiye bindi.)

Your mother dried the plates, then she put them on the shelves.

(Annen tabakları kuruladı, sonra onları raflara yerleştirdi.)

Sunay cleaned his bicycle, then he rode it in the park.

(Sunay bisikletini temizledi, sonra parkta bisiklete bindi.)

My mother washed the clothes, then she ironed them.

(Annem çamaşırları yıkadı, sonra onları ütüledi.)

He worn his new uniform, then he went to his school.

(Yeni önlüğünü giydi, sonra okuluna gitti.)


And; eylemlerin paralelliğini gösterir.

My mum tidied my room and she helped me with my homework.

(Annem odamı topladı ve ödevimde bana yardım etti.)

We were on a holiday in Spain and we had a great time there.

(İspanya’da tatildeydik ve orada hoş zaman geçirdik.)

The weather was very hot and sunny, and they swam during their holiday.

(Hava çok sıcak ve güneşliydi, ve tatil boyunca yüzdüler.)

He arrived at a beautiful old house and he knocked at the door.

(Güzel eski bir eve vardı ve kapıyı çaldı.)

John learned some French words last month, and he went to Frence.

(John geçen ay birkaç Fransızca kelime öğrendi, ve Fransa’ya gitti.)

I sent an e-mail to Oya and she met me at the station.

(Oya’ya bir elektronik posta gönderdim ve beni istasyonda karşıladı.)

You saw a good dream and you woke up.

(Güzel bir rüya gördün ve uyandın.)

You washed your hands and you had your dinner.

(Ellerini yıkadın ve akşam yemeğini yedin.)

You phoned me and you asked some questions.

(Bana telefon etti ve bazı sorular sordu.)


When; ilk eylemin zamanını bildirir.

You lived a big village when you were a young boy.

(Genç bir delikanlı iken, büyük bir köyde yaşadın.)

She woke up when her father drove to work.

(Babası arabayla işe giderken, uyandı.)

I looked out of the window when you cried.

(Sen ağlarken, ben pencereden dışarı baktım.)

(Bu metnin her türlü yayın hakkı A. Hikmet İnce’ye aittir. Hiçbir şekilde alıntı yapılamaz ve başka bir yayında kullanılamaz. Aksi davranışta bulunanlar hakkında, hukuk büromuz her türlü yasal işlemi uygulayacaktır. Üçüncü kişilere duyurulur ...)


Bu İngilizce konu anlatımı 10,394 kez okundu.

Yorumlarınız

yigit 21 April 2016 13:46

berbat bir site hocada n azar yedim sayenizde

Víctor 2 April 2016 20:49

Gerçekten çok güzel teşekkürler

cancan 15 February 2016 21:29

Ben çok beğendim gayet çok guzel tum odevlerim icinde hergun calisiyorum gayret

cansu ç. 26 May 2015 20:10

çok örnek var anlamıyomki bn böyle :( :D

emir k. 10 May 2015 17:33

çok fazla ornek var ***

melek a. 6 May 2015 19:36

güzel anlatım teşekkürler yardım için

damla b. 30 April 2015 16:39

siteyi beğendim ama bilgi az örnek fazla olsun yinede işime yaradı teşekkürler

htc 19 April 2015 20:10

beğenmedim çünkü daha geneniş kapsamlı olabilirdi

Yorumlarınızı buradan paylaşabilirsiniz

Konu anlatımı

İngilizce konu anlatımı Türkçe anlamlarıyla birlikte, örnek cümleler ile anlatılmaktadır.