- İngilizce Oyunlar Bölümünde İlkokul 2. ve 3. Sınıf Yayında ... - Kıymetli Öğretmenlerimiz; Konu anlatımlarını ve testleri akıllı tahta yardımıyla sınıflarınızda ücretsiz, güvenle ve zevkle kullanabilirsiniz ... - Konu anlatımlarımızı ve testlerimizi beğendiyseniz, Facebook ve Twitter'da arkadaşlarınıza duyurabilirsiniz ...

Ortaokul 7. Sınıf İngilizce 8. Ünite (Buildings) Konu Anlatımı - 2 : SHOULD & CAN & MAY & THE SIMPLE PRESENT TENSE & THE SIMPLE PAST TENSE & THE SIMPLE FUTURE TENSE & IF CLAUSE. TYPE ONE

Public Buildings (Kamu Binaları) ...


- SHOULD -


Should ; öğüt - tavsiye vermekte kullanılır. (Daha geniş bilgi için şu bölüme bakınız: Ortaokul 7. sınıf 4. Ünite (Wild Animals) konu anlatımı - 2 (should & should not) ...) Örnekleri inceleyiniz.


You should play in the new park around the corner.
(Sen köşedeki yeni parkta oyun oynamalısın.)
You should go and buy some strawberries.
(Sen gitmeli ve biraz çilek satın almalısın.)
He should go to the boutique and buy a new T-shirt.
(O butike gitmeli ve yeni bir tişört satın almalı.)
She should call the fire station if there is a fire.
(Bir yangın varsa, o itfaiyeye telefon etmeli.)

- CAN -


Can; bir eylemin yapılmasının mümkün olup olmadığını veya öznenin eylemi yapabilme yeterliliğine sahip olup olmadığını anlatır. (Daha geniş bilgi için şu bölüme bakınız : Ortaokul 6. Sınıf 7. Ünite (Occupations) Konu Anlatımı - 1 (Can & Can't) ...) Örnekleri inceleyiniz.


If you need some money, you can go to the bank.
(Biraz paraya ihtiyacın olursa, bankaya gidebilirsin.)
You can go to the cafe and eat some ice-cream.
(Sen kafeteryaya gidebilir ve biraz dondurma yiyebilirsin.)
You can have breakfast with your family every day.
(Sen her gün ailenle kahvaltı yapabilirsin.)
They can have basketball training at 4 o'clock.
(Onlar saat dörtte basketbol antremanı yapabilirler.)

- MAY -


May; konuştuğumuz anda veya gelecekteki ihtimalleri dile getirmede, izin istemedi kullanılır. Can yapısındaki gibi verb (fiil) yalın haldedir. Örnekleri inceleyiniz.


We may go to the park to take our dogs for a walk.
(Biz, köpeklerimizi yürüyüşe götürmek için parka gidebiliriz.)
You may learn English very well to take private lessons.
(Sen özel dersler alarak İngilizceyi çok iyi öğrenebilirsin.)
My grandma may wear her glasses to read this book.
(Büyükannen bu kitapı okumak için gözlüklerini takabilir.)
She may bring her camera to take some photos in the museum.
(O, müzede birkaç resim çekmek için fotoğraf makinasını getirebilir.)

- THE SIMPLE PRESENT TENSE (BASİT GENİŞ ZAMAN) -


Sürekli yapılan ve alışkanlık haline gelmiş eylemlerin anlatılmasında kullanılır. (Daha geniş bilgi için bakınız : Sitemizin İngilizce Dil Bilgisi bölümü The Simple Present Tense ... ) Örnekleri inceleyiniz.


I usually go to the greengrocer to buy some fruits and vegetables.
(Ben genellikle meyva ve sebze satın almak için sebzeciye giderim.)
On Fridays you go to the movie theatre with your friends.
(Sen cuma günleri arkadaşlarınla sinemaya gidersin.)
Sally likes reading and listening to music.
(Sally okumayı ve müzik dinlemeyi sever.)
My mother sometimes visits the art gallery and see the new paintings.
(Annem bazen sanat galerisine gider ve yeni tabloları görür.)
We always get up early on weekdays.
(Biz haftaiçi günlerde daima erken kalkarız.)
You do your homework at 7 o'clock in the evenings.
(Sen akşamları saat yedide ödevini yaparsın.)

- THE SIMPLE PAST TENSE (Dİ'Lİ GEÇMİŞ ZAMAN) -


Geçmiş zamanda yapılan seylemleri anlatmada kullanılır. Bazen eylemin kendisi, bazen de eylemin yapılış tarihi önemlidir. (Bu konuda d
aha geniş bilgi için bakınız : Ortaokul 7. Sınıf İngilizce 2. Ünite (Biographies) Konu anlatımı ... ) Örnekleri inceleyiniz.


I joined the sports club at school.
(Ben okuldaki spor kulübüne katıldım.)
He bought some new clothes at the shopping mall yesterday.
(O dün alışveriş merkezinde bazı yeni giysiler aldı.)
We saw a lovely zebra at the zoo last Saturday.
(Biz geçen cumartesi günü hayvanat bahçesinde sevimli bir zebra gördük.)
I wore a new T-shirt and jeans yesterday.
(Ben dün yeni bir tişört ve kot pantolon giydim.)
You called the police station to report and accident.
(Sen kazayı bildirmek için karakola telefon ettin.)
I didn't drink any Cola and eat any fast food last week.
(Ben geçen hafta hiç kola içmedim ve hiç hızlı yemek yemedim.)

- THE SIMPLE FUTURE TENSE (BASİT GELECEK ZAMAN) -


Bu yapı, konuşma anında verilen kararların anlatılmasında, tahminde bulunmada, isteklilik veya isteksizlik bildirmede, tekliflerde kullanılır. (Bu konuda daha geniş bilgi için bakınız : İngilizce Dil Bilgisi bölümü The Simple Future Tense (Basit Gelecek Zaman) ... ) Örnekleri inceleyiniz.


They will buy some sausages and meatballs tomorrow.
(Onlar yarın sosis ve köfte satın alacaklar.)
You will meet your friends and will have fun together.
(Sen arkadaşlarınla buluşacaksın ve onlarla birlikte eğleneceksin.)
We will go to work by bus tomorrow.
(Biz yarın işe otobüsle gideceğiz.)
Sandra will go to the hospital to visit one of her friends.
(Sandra arkadaşlarından birini ziyaret etmek için hastaneye gidecek.)
I will go to the bookshop to buy a dictionary.
(Ben bir sözlük satın almak için kitapçıya gideceğim.)
They policemen will bring the thieves to the prison.
(Polisler hapishaneye hırsızları getirecek.)

- IF CLAUSE (TYPE ONE) -


Bir şarta bağlı olan eylemin gerçekleşmesinin mümkün olması veya şansa bağlı olmasını anlatırken kullanılır. If ile başlayan cümle the simple present tense, main clause ise the simple future tense veya can / may / should gibi models (özel yardımcı fiiller)den birisi kullanılabilir. Örnekleri inceleyiniz.


If you want to buy some magazines, you should go to the bookshop.
(Birkaç dergi satın almak istersen, kitapçı dükkânına gitmelisin.)
If a thief steals your money, you should go to the police-station.
(Bir hırsız paranı çalarsa, sen karakola gitmelisin.)
If your mother wants to buy some fruits, she will go to the green grocer.
(Annen biraz meyva satın almak isterse, sebzeciye gidecek.)
If you want to give a present, you will go to the shopping mall and will buy it.
(Sen bir hediye vermek istersen, alış veriş merkezine gideceksin ve onu satın alacaksın.)
If you want to pay your bills, you can go to the bank.
(Faturalarını ödemek istersen, bankaya gidebilirsin.)
If you want to buy a loaf of bread, you can go to the bakery.
(Bir somun ekmek satın almak istersen, fırına gidebilirsin.)
If you don't have any exams tomorrow, you may get up late.
(Yarın sınavın yoksa, geç kalkabilirsin.)
If you have got a toothache, you may go to the dentist.
(Dişin ağrıyorsa, dişçiye gidebilirsin.)


(Bu metnin her türlü yayın hakkı A. Hikmet İnce’ye aittir. Hiçbir şekilde alıntı yapılamaz ve başka bir yayında kullanılamaz. Aksi davranışta bulunanlar hakkında, hukuk büromuz her türlü yasal işlemi uygulayacaktır. Üçüncü kişilere duyurulur ...)

Bu İngilizce konu anlatımı 4,503 kez okundu.

Yorumlarınız

yunus 1 May 2016 19:52

çok iyi

onur 30 March 2016 19:27

güzel

alican 26 April 2015 15:12

ehh işte yanii.

meloş 26 April 2015 12:11

süper begendımm. tavsıye edıyorum bu sıteyı herkese.

ARZU &. 23 April 2015 17:14

BEGENDİK BİZ TESEKKURLER HERKESE TAVSIYE EDERIM

fevzican 20 April 2015 18:07

çok güzel bi site çok saol çok iyi anladım konuyu teşekkürler :D

emoş 15 April 2015 18:12

çok iyi bir site emeği geçenlerin ellerine sağlık

Emre 15 April 2015 17:50

(İlk yorum) Gerçekten iyi anlatılmış bence konular

Yorumlarınızı buradan paylaşabilirsiniz

Konu anlatımı

İngilizce konu anlatımı Türkçe anlamlarıyla birlikte, örnek cümleler ile anlatılmaktadır.