- İngilizce Oyunlar Bölümünde İlkokul 2. ve 3. Sınıf Yayında ... - Kıymetli Öğretmenlerimiz; Konu anlatımlarını ve testleri akıllı tahta yardımıyla sınıflarınızda ücretsiz, güvenle ve zevkle kullanabilirsiniz ... - Konu anlatımlarımızı ve testlerimizi beğendiyseniz, Facebook ve Twitter'da arkadaşlarınıza duyurabilirsiniz ...

Used to (Past Habits) (Geçmişteki Alışkanlıklar) ...

Used to (Past Habits) (Geçmişteki Alışkanlıklar) ...
Geçmişte yaptığımız, fakat bugün tekrarlamadığımız eylem(ler)i anlatırken, veya geçmişteki bir durumu belirtirken kullandığımız yapıdır. Olumlu cümlede used to + verb 1 kalıbı kullanılır. Verb (fiil); yalın haldedir. Örnekleri inceleyiniz.

She used to live in a village when she was a child. (O, çocukken, bir köyde yaşardı.)
We used to grow vegetables and fruit. (Biz, (eskiden) sebze ve meyva yetiştirirdik.)
The children used to play outside, because it was safe.
(Çocuklar, (eskiden) dışarıda oynardı, çünkü (dışarısı) güvenliydi.)
My family used to listen to the news on the radio. (Ailem, (eskiden) radyodan haberleri dinlerdi.)
Women used to wash the clothes by hand. (Kadınlar, (eskiden) çamaşırları elle yıkardı.)
We used to visit our relatives or neighbours more often.
(Biz, (eskiden) akrabalarımızı ve komşularımızı daha sık ziyaret ederdik.)
Your brother used to ride a bicycle in the afternoons.
(Erkek kardeşin, (eskiden) öğleden sonraları bisiklete binerdi.)
You used to do your homework regularly. (Sen, (eskiden) ödevlerini düzenli yapardın.)
Students used to go to school on Saturdays.
(Öğrenciler, (eskiden) cumartesi günleri okula giderdiler.)
I used to walk about six kilometers to school and back home every day.
(Ben, (eskiden) her gün okula gitmek ve eve dönmek için altı kilometre yürürdüm.)
We always used to be careful with our manners.
(Biz, (eskiden) daima davranışlarımıza dikkat ederdik.)
We used to live in a big farm house with our grandparents.
(Biz, (eskiden) büyük bir çiftlik evinde dedemiz ve ninemizle beraber yaşardık.)
We used to watch Hacivat and Karagöz. (Biz, (eskiden) Hacivat ve Karagöz seyrederdik.)
They used to play marbles. (Onlar, (eskiden) misket oynardı.)
You used to go out for shopping on Saturdays.
(Sen, (eskiden) cumartesi günleri alış veriş için dışarıya çıkardın.)
People used to travel on camels in the past. (İnsanlar, geçmişte develerin üzerinde seyahat ederdi.)
You used to swim in the river. (Sen, (eskiden) nehirde yüzerdin.) 
I used to drink coffee very much. (Ben, (eskiden) çok fazla kahve içerdim.) 
My sister used to get up late in summer. (Kız kardeşim, (eskiden) yazları geç kalkardı.)
People used to live very long in the past. (İnsanlar, geçmişte çok uzun yaşardı.) 
Your grandma used to cook meals on wood fires.
(Senin büyükannen, (eskiden) yemekleri odun ateşinde pişirirdi.) 
People used to light their homes with candles. (İnsanlar, (eskiden) evlerini mumla aydınlatırdı.) 
Women used to wear long dresses in the past. (Kadınlar, geçmişte uzun elbiseler giyerdi.)
You used to jump rope when you were a child. (Sen, çocukken ip atlardın.) 
Sally used to be very naught when she was a child. (Sally, çocukken çok yaramazdı.) 
People used to sit near the stove at nights in winters.
(İnsanlar, (eskiden) kış geçelerinde sobanın yanında otururdu.) 
Used to kalıbı kullanıldığında, eylemin zamanını belirtirken, the simple past tense (di'li geçmiş zaman)ın zaman zarflarından ve geçmiş zaman ifade eden yan cümleciklerden yararlanılır. Örnekleri inceleyiniz.
There used to less traffic in Ankara in the past.
(Geçmişte Ankara'nın trafiği daha azdı (bu kadar yoğun değildi).)
I used to have a dog when I was a child. (Ben, çocukken bir köpeğim vardı.)
I used to do jigsaw puzzles every day in the past.
(Ben, geçmişte hergün yapboz bulmacalar yapardım.)
My parents used to always drink coffee after breakfast.
(Ailem, (eskiden) kahvaltıdan sonra daima kahve içerdi.)
We used to play cards at nights in winters. (Biz, (eskiden) kış geceleri iskambil oynardık.)
You used to jump rope ten years ago. (Sen, on yıl önce ip atlardın.)
We used to wear elegant clothes last year. (Biz, geçen yıl zarif (şık) giysiler giyerdik.)
We used to go somewhere by horse carriages in the last century.
(Biz, geçen yüzyılda, bir yere at arabaları ile giderdik.)
We used to go to bed early when we were children. (Biz, çocukken erken yatardık.)
Lefter used to be a very good footballer when he was young.
(Lefter, gençliğinde çok iyi bir futbolcuydu.)
Cümle, didn't use to kalıbı ile olumsuzlaşır. Bu yapıdan, (geçmişte) belirtilen alışkanlığa sahip olunmadığı anlaşılır. Main verb (asıl fiil) yalın haldedir. Örnekleri inceleyiniz.
We didn't use to go somewhere to buy food.
(Biz, (eskiden) yiyecek satın almak için bir yere gitmezdik.)
I didn't use to watch TV programmes every day in the past.
(Ben, geçmişte hergün televizyon programları seyretmezdim.)
I didn't use to do my homework with my mother. (Ben, (eskiden) ödevimi annemle yapmazdım.)
Suna didn't use to do exercises in the past, but now she runs every day.
(Suna, geçmişte egzersiz yapmazdı, fakat şimdi her gün koşuyor.)
You didn't use to drink milk from a baby bottle. (Sen, (eskiden) biberondan süt içmezdin.)
I didn't use to like fresh fruit and vegetables, but now I like them very much.
(Ben, (eskiden) taze meyva ve sebze sevmezdim, fakat şimdi pek çok seviyorum.)
Hans didn't use to fly a kite when he was a child. (Hans, çocukken uçurtma uçurmadı.)
Your mother didn't use to be very fat when she was a teenager.
(Annen, genç kız iken, çok şişman değildi.)
My sister didn't use to carry water with buckets. (Kız kardeşin, (eskiden) kova ile su taşımadı.)
Your daughter didn't use to play with her dolls when she was a child.
(Senin kızın bir çocuk iken, oyuncak bebeklerle oynamazdı.)
You didn't use to listen to MP4 player when you were five years old.
(Sen, beş yaşındayken MP4 çalar dinlemezdin.)
I didn't use to study hard in the past, but now I am a hardworking student.
(Ben, geçmişte çok ders çalışmazdım, fakat şimdi çalışkan bir öğrenciyim.)
You didn't use to choose quiet places for your holidays in the past.
(Sen, geçmişte tatillerin için sessiz yerleri seçmezdin.)
I didn't use to travel to different countries when I was five years old.
(Ben, beş yaşında iken değişik ülkere seyahat etmezdim.)
The children didn't use to eat any fried potatoes in the past.
(Çocuklar, geçmişte hiç kızarmış papates yemezdi.)
Cümle did ile başlıyorsa soru halindedir. Bu yapı ile de, cümledeki eylemin - geçmişte - yapılıp yapılmadığı (alışkanlık olup olmadığı) sorulur. Örnekleri inceleyiniz.
Did you use to be a good student at school? (Sen, (eskiden) okulda iyi bir öğrenci miydin?)
Did your family use to have a car in the past? (Ailen, geçmişte bir otomobile sahip miydi?)
Did the women use to wash all the clothes by hand? (Kadınlar, (eskiden) çamaşırları elle mi yıkardı?)
Did you use to use a calculator in the past? (Sen, geçmişte bir hesap makinası kullanır mıydın?)
Did your mother use to use a dishwasher in the past?
(Annen, geçmişte bulaşık makinası kullanır mıydı?)
Did you use to spend your holiday on an island? (Sen, (eskiden) tatilini bir adada geçirir miydin?)
Did there use to be any hospitals in your city? (Eskiden) senin şehrinde hiç hastane var mıydı?)
Did you use to play football when you were a child? (Sen, bir çocuk iken futbol oynar mıydın?)
Did you use to have long hair? (Sen, (eskiden) uzun saçlara sahip miydin?)
Did they use to eat frozen food in the past? (Onlar, eskiden donmuş yiyecek yer miydi?)
(Bu metnin her türlü yayın hakkı A. Hikmet İnce'ye aittir. Hiçbir şekilde alıntı yapılamaz ve başka bir yayında kullanılamaz. Aksi davranışta bulunanlar hakkında, hukuk büromuz her türlü yasal işlemi uygulayacaktır. Üçüncü kişilere duyurulur ...)

Bu İngilizce konu anlatımı 4,772 kez okundu.

Yorumlarınız

meriç 15 July 2016 01:30

ayy sonunda konuları anlatan ve doğru düzgün bir site buldum hemen çalışmalara geçicem

muhammet a. 21 April 2016 00:49

cok ıyı

HİLAL Ç. 16 March 2016 20:31

Güzel

emir 19 May 2015 17:18

çok güzel

Yorumlarınızı buradan paylaşabilirsiniz

Konu anlatımı

İngilizce konu anlatımı Türkçe anlamlarıyla birlikte, örnek cümleler ile anlatılmaktadır.